Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 4 Oy - 4.5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Tesadüfen Tanıdım Seni
Yazar Mesaj
Minozmini Çevrimdışı
Minoz Fan

Mesajlar: 75
Üyelik Tarihi: Jul 2013
Rep Puanı: 9
Mesaj: #8
Tesadüfen Tanıdım Seni
 
facebook share twittershare
7.Bölüm
''Beklenmedik kişi''
Güzel bir kahvaltıdan sonra tüm günümüzü Serap'ın abartılı giysileri ve benim gösterişsiz giysilerim arasında seçim yapmak içinde geçirdik. Serap beni farklı bir hayatın içinde görmek istediğini her seferinde gösterse de ben o kadar emin adımlar atamıyordum. Yorucu gün sona erdiğinde Serap'ın zorla aldırdığı bir kaç parça kıyafetimle birlikte eve geldim. Elimdeki paketlerle birlikte üst kata odama çıktım. Açık maviye boyanmış duvarları bulutlarla kaplı bir tavan tamamlıyordu. Geniş ve bahçeye bakan tarafı tamamen camlarla kaplıydı. Çift kişilik yatağımın sağ tarafında duran beyaz bir komodin vardı. Üzerinde gece lambası ve annemle birlikte lisedeyken çektirdiğimiz fotoğraf. Onsuz her günüm özlemle ve acıyla geçmesine rağmen babamın beni yalnız bırakışları beynime hücum ettiğinde kafamı sallayıp bu düşüncelerden kurtulmak istedim. Elimdeki paketleri yatağın karşısında aynanın yanında bulunan dolaba koyarken Seul'a ilk geldiğimde başıma bela açan uzun bacağın verdiği mavi terlikleri hala atmadığımı gördüm. Uzun bacaklı çok ünlü bir oyuncuydu, herkes tarafından sevilen biriydi muhtemelen. Nefret etmem gereken adamın hayatını kıskanıyorum şimdide. Acaba bende o kıskandığım hayatta var olabilir miyim? Dolabın kapağını kapatıp iki basamakla ayrılan çalışma masasının olduğu kısma geçtim. Çizimlerim bunca yıldır sadece zaman kaybetmemi sağlamıştı. Masanın üzerinde bulunan sayfaları ve dosyayı alıp çöpe attım. Artık üzülerek, hayal ederek, kıskanarak yaşamak bana zor geliyordu. Kapının yanında duran çantamın içinden telefonu çıkarıp numaraları tuşladım.
Melek: Serap, bana bahsettiğin şu seçmeleri hatırlıyor musun?
Serap: Ne? Oh, evet ne olmuş seçmelere? Yoksa...
Melek: Yarın bana senaryoyu yollayabilir misin?

2 HAFTA SONRA
Zorla girmeye çalıştığım hayata ilk adımımı atmak için oturduğum yerde ayaklarımı sallamaktan başka bir şey yapamıyordum. Serapla birlikte seçmelere hazırlanmak uzun sürmüştü. Tekrardan oyunculuk için okumayı düşünmüştüm ama bunun yetişmeyeceğini düşündüğümüz için annemle birlikte videoya çektiğimiz derslerimizin hergün üzerinden geçiyordum. Serap tarzım değiştirmeye çalışsa da yapabildiği sadece uğraşmaktı. Koridorda benimle birlikte bekleyen bir sürü insan vardı. Ne giyeceğim konusunda Serap 3 gün konuşada ben yine umursamamıştım ama buradaki kadınların çoğu umursamış görünüyordu. Karşımda kırmızı sıfır kol kısa etekli bir elbise giymiş kadın oturuyordu. Onun yanında siyah bir eteğin üzerine pembe bir gömlek giymiş başka bir kadın oturuyordu. Bazıları ise pazara çıkmış gibi gelmişlerdi. Adım söylediğinde heyecanla ayağa kalkıp arkamdaki aynaya son bir göz attım. (TABİKİ) Serap'ın seçtiği beyaz dantel işlemeli dize kadar uzanan bir elbise siyah ince bir kemer vardı. Siyah babetleri zorla giymiş olsamda bu konuda içim rahattı. Topukluların yaşattığı sorunu düşününce.
Adım adım kapıdan içeri girdim. Kapının sol tarafında büyük bir sahne karşısında ise en az 100 koltuktan fazla gibi görünen oturma bölümleri vardı. Hafif kel dikey çizgili yarım kollu bir gömlek giymiş adam bana gülümseyerek sahneyi işaret etti. Onun yanında da 2 si kadın 3 kişi vardı. Sahneye ilerlerken Tek düşündüğüm annemin yanımda olmasıydı.
2 haftadır hergün tekrar ettiğim ve ezberlediğim bölümü canlandırırken kapı açlıp içeri biri girdi.
--: Özür dilerim geciktim. Ah pardon böldüm sanırım özür-
Benden özür dileyen kişi görmeyi umduğum en son kişiydi. Adının Park Hyun Min olduğunu başta belirten yönetmen onu gördüğüne şaşırmamış görünüyordu.
Park Hyun Min: Evet, yine geciktin Lee Min Ho!. Çabuk otur, ah kızım sen kaldığın yerden devam edebilirdin.
Uzun bacaklı beni görünce gözleri şaşkınlıktan büyümüştü büyük ihtimalle benimkilerde. Onunda jüri koltuğunda oturması gerekiyor muydu? Nefret etmeye başladığım kişinin benim kabulüm de oynayacağı rol neydi? Gözlerimi kapatıp sakin olmaya çalıştım. Annemi düşündüm. Hangi durumda olursa olsun karakterine ve senaryoya odaklanmam gerektiğini söyleyen annemi. Kaldığım yerden devam etmek için derin bir nefes alıp gözlerimi açtım. Artık 5 çift göz merakla beni bekliyordu.
Canlandırdığım kısımı bitirdiğimde heyecanla bir gözden kaçınarak jüriye baktım.
Lee Min Ho: Oyunculuk için yeterli olmadığın öz geçmişinde bariz ortada görünüyor.
İlk önce onun konuşmasını beklemiyordum. Sanırım diğer jüri üyeleride bunu beklemiyordu çünkü bana değil Min Ho'ya bakıyorlardı. Boğazımı temizleyip cevap verdim.
Melek: Evet ama-
Lee Min Ho: Ayrıca daha önce eğitim almadığında yazıyor.
Melek: Biliyorum oyunculuk için eğitim-
Lee Min Ho: Eğitimin yok, deneyimin yok, başarın ya da başarısızlığın bile yok. Ama hangi özelliğine güvenip seçmelere gelebiliyorsun? BAŞ ROL SEÇMELERİNE!
Melek: Ya! Bana sorduğun yani sorduğunuz soruların cevabını dinlemeniz gerekmiyor mu önce!
Uzun bacak damarıma basmayı çok iyi beceriyordu.
Park Hyun Min: Biraz yavaş ol, az önce karakteri nasıl canlandırdığını görmedin mi?
Lee Min Ho: Evet ama bu yeterli mi?
Park Hyun Min: Ayrıca aradığımız özelliklere de uyuyor. Senaryo Koreli olmayan bir kadın hakkında ve fiziksel özellikleri de gayet iyi.
Lee Min Ho: Kimin? Ah adın neydi senin?
Uzun bacak bana bir hiçmişim gibi davranıyordu. Ve benim daha çok sinirlenmemi sağlıyordu.
Melek: MELEK TORALI! Önündeki kağıtta yazıyor beni eleştirmek için neden arayacağına önce bir adıma bak!
Uzun bacak tek kaşını kaldırıp bana dudak büküyordu.
Lee Min Ho: Me... Ah adım ne demiştin?
Harika şimdi de benim ona davrandığım gibi davranıyordu.
Park Hyun Min: YA! Burada yönetmen olan benim önce benim sözlerimi dinlemen gerek. Yetenekli biri olduğun belli ama Min ho'ya da hak veriyorum hiç deneyimin yok, eğitimin yok peki başa çıkabileceğine emin misin?
Melek: Evet aslında eğitimim tam yok sayılmaz annem benim ülkemde çok ünlü bir oyuncuydu ve benim eğitimim için lisedeyken yardım etmişti.
Park Hyun Min: Öyle mi? Peki annen neden seni oyunculuk için yetiştirirken okula göndermedi?
Melek: Şey... Annem ben lisedeyken öldü.
Jüri üyeleri ve uzun bacak şaşırmış görünüyordu. Yönetmen boğazını temizleyip konuşmasına devam etti.
Park Hyun Min: Üzgünüm, peki daha sonra sen devam etmedin mi?
Melek: Hayır, pek sayılmaz.
Park Hyun Min: Anladım. Sana sonra sonucu haber vereceğiz. Bizim konuşmamız gerek.
Sonuçları beklemek için dışarı çıkarken Min Ho'nun ve yönetmenin sıkı bir konuşmaya girdiğini gördüm.
 
_______________________________________________________

[Resim: rjn4y.jpg]
09-15-2013 02:55 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 




Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Lee Min Ho Turkey | Minoz Turkey | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Mobil Versiyon | RSS
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50]